Bursa’nın saklı cennetleri
Bursa deyince akla ilk gelen Uludağ, Cumalıkızık ya da Yeşil olur genelde. Ama biraz şehrin dışına çıkınca, Bursa’nın az bilinen şelaleleri ve yürüyüş parkurlarıyla bambaşka bir dünya açılıyor. Ben bu rotaları yıllardır defalarca gezdim. Her seferinde aynı heyecanı yaşadım. Eğer kalabalıktan uzak, doğayla baş başa kalmak istiyorsan tam yerindesin.
Bu yazıda sana hem şelaleleri hem de o şelalelere çıkan yürüyüş yollarını anlatacağım. Hazır mısın? O zaman rahat ayakkabılarını giy, su mataranı doldur. Başlıyoruz. Unutmadan!!! Tek başına yürüyüş yapmak sana sıkıcı geliyorsa sana eşlik edebilecek bir bayan escort ile bu rotaları gezebilirsin.
Şelalelere nasıl gidilir?
Bursa merkezden çıkınca birkaç farklı rota var. En popüler olanı İnegöl yönü. Özellikle Hamamkaya Şelalesi ve çevresindeki parkurlar çok tercih ediliyor. Arabayla yaklaşık bir saat sürüyor. Toplu taşıma ile de gidebilirsin ama biraz zahmetli. Ben hep kendi aracımla gitmeyi öneririm çünkü dönüşte yorgun argın otobüs beklemek istemezsin.
Diğer bir rota ise Mustafakemalpaşa tarafı. Burası biraz daha sakin. Yol biraz virajlı ama manzara her şeye değer. Özellikle bahar aylarında yol kenarındaki çiçekler insanı büyülüyor.
Hamamkaya Şelalesi ve çevresi
Burası benim favorilerimden. Şelale yaklaşık 30 metre yüksekten dökülüyor. Yazın bile etrafı serin tutuyor. Yanında küçük bir gölcük oluşmuş, ayaklarını sokup dinlenebilirsin. Ama dikkat, kaygan taşlar var.
Şelalenin hemen üst tarafında başlayan yürüyüş parkuru yaklaşık 4 kilometre. Orta zorlukta sayılır. İlk yarım saat epey dik çıkıyor, nefesini tutman gerekebilir. Ama tepeye vardığında tüm yorgunluğun çıkıyor. Karşında yemyeşil vadi uzanıyor. Burada bir süre oturup sadece kuş seslerini dinlemeyi çok seviyorum.
Gölpazarı’ndaki gizli şelale
Çok az kişi bilir burayı. Gölpazarı ilçesine bağlı bir köyün içinde. Adı pek telaffuz edilmiyor. Köylüler “Yukarı Şelale” diyor. Araçla köye kadar gidebiliyorsun, sonra 25-30 dakikalık bir yürüyüş var. Yol işaretleri yok denecek kadar az. Bu yüzden köy kahvesinde oturan amcalara mutlaka sor. “Şelaleye nasıl gidilir?” diye. Güler yüzle anlatırlar.
Şelaleye vardığında etrafındaki dev kayaları göreceksin. Suyun sesi o kadar güçlü ki, yanında duran arkadaşınla bile zor konuşursun. Yazın serinlemek için ideal. Kışın ise daha da görkemli oluyor.
Yürüyüş parkurlarında nelere dikkat etmeli?
Bu parkurların çoğu işaretlenmemiş. O yüzden mutlaka harita uygulaması açık olsun. Ben genellikle “AllTrails” uygulamasını kullanıyorum. Ayakkabın su geçirmez olsun, çünkü şelale çevresinde sürekli ıslak zemin var. Ayrıca yanına hafif bir yağmurluk al. Bursa’nın havası aniden değişebiliyor.
Yanına atıştırmalık bir şeyler koymayı da unutma. Özellikle cevizli sucuk ve Bursa kestanesi çok iyi gider. Yerel lezzetleri de deneyimlemiş olursun böylece.
En iyi ziyaret zamanı ne zaman?
Bence en güzel dönem ilkbahar sonu ve yaz başı. Mayıs-Haziran ayları. Hem hava sıcaklığı ideal hem de şelalelerin suyu bol oluyor. Sonbaharda da çok güzel ama yağmurlu günlerde patikalar çamur deryasına dönebiliyor. Kışın ise sadece tecrübeli yürüyüşçülere öneririm. Kar ve buz riski yüksek.
Yazın çok sıcak günlerde erken saatlerde çıkmakta fayda var. Hem daha serin olur hem de gün batımında dönüş yolunda muhteşem ışık oyunları yakalarsın.
Yerel ipuçları ve küçük öneriler
Şelale rotalarına giderken mutlaka köy pazarlarından alışveriş yap. Taze yumurta, köy peyniri, organik bal… Hem yerel ekonomiye katkı sağlarsın hem de pikniğinde harika malzemelerin olur.
Bazı şelalelerin yakınında kamp alanı da var. Eğer çadırın varsa bir gece kalmayı düşün. Yıldızların altında uyumak başka türlü güzel. Ama ateş yakarken çok dikkatli ol. Orman bölgesi.
Çocuklu aileler için de bazı parkurlar uygun. Özellikle Hamamkaya’nın alt kısmı oldukça kolay. Ama yine de yanlarında mutlaka bir yetişkin bulunsun.
Bursa’nın bu az bilinen köşeleri insana şehirden ne kadar uzaklaşsa da aslında ne kadar yakın olduğunu hatırlatıyor. Birkaç saatlik yolculukla bambaşka bir dünyaya adım atabiliyorsun. Yürürken, şelalenin sesini dinlerken, yaprakların hışırtısını duyarken insanın içi huzurla doluyor.
Sen de bu rotaları keşfetmek istersen acele etme. Yavaş yürü. Kokuları, sesleri, manzarayı hisset. Çünkü asıl önemli olan varmak değil, yolda olmaktır. Keyifli yürüyüşler dilerim.